11 Ekim 2010 Pazartesi

Antrenörün Bakış Açısı

Yarışseverlerin bahis oynarken unuttukları önemli bir konu var: Antrenörler, hatta seyisler vb paralarını nasıl kazanıyor? Milyarca liralık bir sanayide, at sahipleri, jokeyler, hipodrom yönetimi tıkır tıkır kumbaralarını doldururken, hayvanın herşeyiyle ilgilenen, onlarla yatıp kalkan bu cefakar insanlar ne yapıyor? Örneğin asgari ücretle mi geçinmeye çalışıyorlar? Doğru, ekürinin şampiyon bir atı varsa, ayda bir ufak tefek bir şeyler ceplerine iniyor ama en iyi ekürinin elinde bile kaliteli at sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Haradaki atların çoğu düşük ya da orta sınıftan atlardır ve gerçekçi olmak gerekirse masraflarını ancak çıkarırlar.

Öte yandan, işte bu atlar anılan emekçilerin geçimini temin eder. Tıpkı bizler gibi antrenör ve seyisler de asıl kazançlarını bahis oynayarak elde eder. Tek fark, onların altılı ganyan gibi tutturulması zor bahisler yerine, ganyan, plase, ikili vb tercih etmeleridir; ve tabii kendi atlarına oynarlar.

Niye oynamasınlar ki? Yılda bir iki yarış zar zor kazanan bu hayvanların, ne zaman fotoyu önde geçeceğini en iyi kestirebilenler onlardır. Atlarına güvendikleri gün, onun üstüne oynarlar; tabii at çoktan unutulmuş, muhtemellerde görünmemekte, bültenler at hakkında hiç olumlu şeyler yazmamaktadır. Ganyansa iki hanelidir.

Bu trajedi bahisseverin başına haftada bir iki kez mutlaka gelir. Adı sanı hiçbir yerde geçmeyen bir at, tıpkı hayalet gibi sezdirmeden, çaktırmadan geliverir, kuponlar yırtılır, küfürler edilir ve... unutulur gider.

Doğru bahis tekniği herşeyden önce, göya kimin kazanacağının belli olmadığı, amiyane deyişle, her atın gelirinin olduğu işte bu düşük ve orta kaliteli atların doğru takibini gerektirir. Bahisçi, gerçekçi bakış açısı için antrenörün gözlüğünü takmalı ve onun gibi düşünebilmelidir; geçimi, evinin nafakası atlara değil eşeklere bağlıdır.